Araştırmacılar, insan beyninin erken aşamalarını andıran küçük sinir hücrelerinden oluşan beyin organoidlerinin, yapay zeka sistemleriyle nasıl entegre edilebileceğini araştırıyor.
Organoid Nedir?
Organoid, kök hücrelerden laboratuvarda yetiştirilen bir organ replikasıdır. Küçük ve tam işlevsel olmasalar da, bu üç boyutlu canlı yapılar karaciğer, bağırsaklar ve çok merak uyandırıcı bir şekilde beyin gibi organların temel özelliklerini taklit eder. Bilim, sürdürülebilirlik nedeniyle bu canlı beyin organoidlerine yöneliyor.
AI’nin Enerji Tüketimi ve Sorunları
Yapay zeka ürünlerinin kaynak tüketimi çok yüksek. Örneğin, OpenAI’nin ChatGPT‘si her gün aldığı 200 milyon sorguya yanıt vermek için 500.000 kilovat enerji gerektiriyor. Ve bu, sadece bir yapay zeka şirketinin tek bir ürünü; dünya genelinde birçok şirket bu alanda hızla büyüyor.
Yapay zeka yarışında, bu büyümeyi beslemek için gereken kaynakların ölçeği insan kavrayışını neredeyse acı verici bir şekilde aşıyor. Ancak bilim, ironik bir şekilde, bu soruna çözüm olarak nöronlara—yani beyin hücrelerine—yöneliyor.
Benzer Haberler

Arkeologlar Stonehenge’in Ahşap “Prototipini” Bulmuş Olabilir

Yeni Teori: Evren Kendi Tarihini Uzay-Zamana Kaydediyor Olabilir

Dünya, Jüpiter’in Uydusu Europa’ya Yaşam Taşımış Olabilir

Halka Arz Öncesi OpenAI’a İki Büyük Transfer Geliyor

Norveç İlkokullarda Üretken Yapay Zekaya Geniş Çaplı Yasak Getiriyor

Nano Ölçekli Süper İletkenlikte Büyük Bir Engel Aşılabilir
Yaşayan Bilgisayar: Yeni Nesil Biobilgisayar
Beyin-Dijital Arayüzler
Cortical Labs gibi şirketler, beyin-dijital arayüzleri üzerine büyük adımlar atıyor, ancak bu alan şu anda büyük ölçüde keşif araştırmaları aşamasında. CL-1 adlı ürünü, insan nöronlarının silikon çipler üzerinde büyütüldüğü ve dijital ortamlarla etkileşim kurmak üzere eğitildiği bir bilgisayar platformu. Geleneksel silikon çiplerle entegrasyon, bu Ar-Ge çalışmalarında hala bir gereklilik.
Koniku Inc. gibi başka bir şirket ise, “koku cyborgu” üzerinde çalışıyor. Bu Nijeryalı startup, sinir hücrelerini geleneksel elektroniklerle birleştirerek, koku alma yeteneklerini taklit eden biyosensörler oluşturmayı hedefliyor.
Daha Az Güç Tüketimi ve Verimlilik
FinalSpark isimli İsviçre merkezli bir startup, bu alanda çığır açan bir başka örnek. Şirket, nöral kök hücrelerden yetiştirilen mini beyinlerle dünyadaki ilk “yaşayan bilgisayarı” oluşturdu. Bu biobilgisayar, günümüzün silikon çiplerine göre çok daha az enerji tüketiyor. Şirketin bilim insanı ve stratejik danışmanı Ewelina Kurtys’e göre, “Yaşayan nöronlar, mevcut dijital işlemcilerden 1 milyon kat daha az enerji kullanabilir.”
Kurtys’in iddiası, Şubat 2023’te Frontiers in Science dergisinde yayımlanan ve “Organoid Zekası” (OI) kavramını tanıtan bir makaleye dayanıyor. OI, biyoloji ve teknolojinin birleşerek yeni bir bilgisayar türü yarattığı devrim niteliğinde bir alan.
İnsan Beyni: Doğal Verimlilik Harikası
Bir on yıl kadar önce, dünyanın en iyi süper bilgisayarlarından biri, beynin aktivitesinin sadece %1’ini 1 saniyeliğine taklit etmek için 40 dakika harcadı. Bu, insan beyninin ne kadar inanılmaz derecede güçlü olduğunu gösteriyor.
Bugün ise dünyanın en hızlı süper bilgisayarı olan Frontier, saniyede bir katrilyonun üzerinde hesaplama yapabiliyor. Ancak bunu gerçekleştirmek için 21 megavat güç tüketiyor. İnsan beyni ise benzer bir işlem gücünü yalnızca 20 watt—yani bir ampul kadar—enerji kullanarak gerçekleştiriyor. Bu doğal verimlilik, FinalSpark gibi şirketlerin yapay zeka ve biyolojiyi birleştirerek hem daha akıllı hem de çok daha sürdürülebilir teknolojiler yaratmaya çalıştığı alandır.

Frontier Computer – Wikipedia
Yaşayan Bilgisayar Gerçekten Çalışıyor mu?
16 laboratuvar ortamında yetiştirilen organoidden oluşan bu yaşayan bilgisayar, ya da teknik adıyla biyoprosesör, modern bir mucizedir. Bu küçük nöron kümeleri, bilgiyi işleme ve öğrenme konusunda geleneksel silikon çipleri geride bırakıyor.
Avantajlar ve Zorluklar
Geleneksel silikon çipler yüksek hızda hesaplamalarda üstünken, bu beyin organoidleri adaptasyon ve desen tanıma gibi karmaşık görevlerde daha iyidir. İnsan beyni, ince desenleri tanıma ve bunlara tepki verme konusunda benzersizdir, bu da konuşmayı tanıma, dili anlama veya görsel verileri yorumlama gibi görevleri çok kolaylaştırır.
Ancak organoidler, ham işlem hızı ve kesinlik açısından geleneksel silikon çiplerin gerisinde kalıyor. Bu da demektir ki organoidler belirli yapay zeka görevlerinde harikadır, ancak henüz dijital işlemcilerin üstesinden geldiği tam spektrumlu bilişim taleplerini karşılayamıyorlar.
Başka bir zorluk da bu organoidlerin ömrüdür. Örneğin, FinalSpark, mini beyinleri sadece 100 gün boyunca canlı tutabiliyor, bu da işlevsel bir sistemin sürdürülebilmesi için düzenli olarak yenilenmelerini gerektiriyor. Bu sınırlama, uzun vadeli pratiklik ve maliyet etkinliği konusunda endişeler uyandırıyor, ancak son zamanlarda bu biyoprosesörlerin çok daha uzun süre hayatta tutulabileceğine dair bazı kanıtlar var.
Son olarak, ölçeklendirme sorunu var. FinalSpark’ın biyoprosesörü heyecan verici bir kavram kanıtı olsa da, bunu geniş çapta benimsemek için ölçeklendirme, önemli teknik zorluklar doğuruyor. Ancak Cortical Labs, bu sorunu çözmüş olabilir—şirketin Bilim Direktörü Brett Kagan, “Şu anda CL-1 ürününün dağıtımı için ölçeklenebilir üretim sürecini kurma aşamasındayız,” dedi.
Yaratılan her yeni teknoloji ve benimsenen her yeni moda terimin ardında muazzam bir potansiyel yatar. Ve detaylara ne kadar derinlemesine dalarsak, o kadar açık hale geliyor ki: Gelecek, yapay zeka, organoid zeka ve insan yaratıcılığının birleşimiyle şekillenecek.
Kaynak: Forbes













Ne düşünüyorsun?