NASA, uzayın sırlarını çözmek için kuantum teknolojisini kullanıyor ve bu teknolojiyle kütle çekimi, manyetik alanlar ve diğer kuvvetleri ölçmeyi amaçlıyor. Uzay ajansı, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) yeni bir araç kullanarak, yörüngedeki laboratuvarın titreşimlerini ultra-soğuk atomlar kullanarak ölçtü. Bu kuantum aracı, atom interferometresi olarak adlandırılıyor ve mutlak sıfırın milyonlarca derece üzerinde lazerle soğutulmuş atomları kullanarak atomların özelliklerini son derece hassas bir şekilde ölçebiliyor. Bu sıcaklık, uzayın sıcaklığından bile daha düşük!

NASA’s Cold Atom Lab on board the ISS. NASA/JPL-Caltech
Kuantum Teknolojisi Uzaya Uygun Hale Getirildi
Daha önce Dünya’da kullanılan atom interferometreleri, uzayda uzun süre çalışacak kadar sağlam olarak kabul edilmiyordu. Ancak NASA’nın Soğuk Atom Laboratuvarı sayesinde, bu teknolojinin uzayda kullanılabileceği kanıtlandı. ISS’deki mini buzdolabı büyüklüğündeki bu laboratuvar, mikro yerçekimi ortamını kullanarak kuantum fenomenlerini inceleme fırsatı sunuyor. Laboratuvar, atomları neredeyse mutlak sıfıra, yani -273 derece Celsius’akadar soğutarak, bu atomları beşinci bir madde hali olan Bose-Einstein Yoğuşması haline getiriyor. Bu durumda, atomların kuantum özellikleri mikroskobik olmaktan çıkıp makroskobik hale geliyor, bu da gözlemlenmelerini kolaylaştırıyor.
Kütle Çekimi Ölçümlerinde Yeni Bir Dönem
Bir atom interferometresi kullanarak, bilim insanları atomların dalga benzeri özelliklerinden faydalanıyor. Bu durum, tek bir atomun aynı anda iki ayrı fiziksel yoldan geçmesine olanak tanıyor. Atomun dalgaları yeniden birleştiğinde ve etkileşime girdiğinde, bilim insanları bu dalgalara etki eden kütle çekimi veya diğer kuvvetleri ölçebiliyorlar.
Uzayda bulunan bir atom interferometresi ile kütle çekimi aşırı hassasiyetle ölçmek, bilim insanlarının ayların ve diğer gök cisimlerinin yapısını daha iyi anlamalarını sağlayabilir. Farklı yoğunluklar ve materyaller, kütle çekiminde ince değişikliklere neden olur. Kütle çekimi üzerine yapılan bu hassas ölçümler, bilim insanlarına karanlık madde hakkında da nadir bilgiler sunabilir. Soğuk Atom Laboratuvarı baş araştırmacısı ve yeni çalışmanın yazarlarından Cass Sackett, bu teknolojinin Einstein’ın genel görelilik teorisini yeni yollarla test edebileceğini belirtti. “Bu teknoloji, evrenimizin büyük ölçekli yapısını açıklayan temel teoriyi daha iyi anlamamıza ve eksik parçaları doldurarak yaşadığımız gerçekliğe dair daha kapsamlı bir resim elde etmemize yardımcı olabilir,” dedi.
Uzayın Sınırlarını Genişletme Yolunda Bir Adım
NASA’nın Soğuk Atom Laboratuvarı, 2018 yılında ISS’ye fırlatıldı ve yörüngede ilk kez Bose-Einstein Yoğuşmaları oluşturmayı başardı. Laboratuvar, Dünya’dan uzaktan işletiliyor ve burada yapılacak keşifler, bir gün uzayın daha derinliklerine ulaşmamıza ve çevremizdeki evreni daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir.
Kaynak: Gizmodo










Ne düşünüyorsun?